DOWNLOAD YETKİN FORUM

EN YENİ PAYLAŞIM PLATFORMU- BİLGİ PAYLAŞTIKÇA DEĞERLİDİR
 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

 

 ÇULLUK AVI

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gokhan
Site Kurucusu
Site Kurucusu
Gokhan

Mesaj Sayısı : 648
Doğum tarihi : 25/06/87
Yaş : 32
Nerden : Manisa
İş/Hobiler : Muhasebe/ Gitar

ÇULLUK AVI Empty
MesajKonu: ÇULLUK AVI   ÇULLUK AVI EmptySalı Ocak 06, 2009 4:52 pm

Ormanın içlerinde, yoğun çalışmalar sonrası odamdaki sigara dumanını andırır bir sis içersinde, gözlerim aniden kesilen çıngırak sesinden epey bir süredir iz süren Kırpık'ın sonunda çulluğun yerini bulup sağlam bir ferma verdiği yeri arıyordu. Bana epey uzun gelen birkaç saniye sonunda aralanan sisler arasında Selahi ağabeyin el hareketinden Kırpık'ın Onun önünde fermada olduğunu anladım ve yavaşça o tarafa yöneldim.

Kırpık ve Floş heykel şeklinde, bir çalı dibine ferma vermişlerdi. Daha "kap" komutunu almadan, Selahi ağabeyin yan tarafından Çulluğun o her şeye değer aceleci kanat sesini duydum. Aynı anda Selahi ağabey ormanın tüm sessizliğini yırtmak istercesine tüfeğini omuzlayıp tetiğe dokunmuştu.

Bir gün evvel, cuma günü, hastahaneden büroya 3kg ve 57cm boyunda bir oğlum olduğu müjdesi ile geldiğimde, masamdaki notlar arasında değişmez av organizatörümüz Metin Demirci'nin defalarca aramış olduğu notunu görmüş, müjde verme sırasında önceliği Metin'e tanımaya karar vermiştim.

Bir iki hoş-beş den sonra Çulluğun görüldüğünü duymam ve hastahaneye akşam ziyaretine giderken fişekleri alıp Selahi ağabiye haber vermem arasında programı yapmıştım. Sabah erken ava gidilecek, öğleden sonra 3-4 gibi geri dönülecek ve hastahanedeki mutat koşturma görevine aksatmadan devam edilecekti. Tek eksik nokta eşim Deniz'den alınacak av vizesine kalmıştı.

Sabah saat 5 de buluşulduktan sonra yol boyunca vize almamla ilgili çeşitli yorumlar yapıldıysa da av vizesini almak o kadar da zor olmamıştı.

Ömerli köyü kahvesinde yapılan kahvaltıdan sonra meraya doğru yola koyulduk. Bir yandan sis içersinde yolu seçmeye çalışırken diğer yandan da arabanın içindeki yoğun avcılık muhabbetine laf yetiştirmeye çalışıyordum.

Ana yoldan tali yola geçerken, kömür yüklü kamyonların ezerek garip bir form verdiği yol ağızını ancak arazi vitesi ile söküp bata çıka orman içi yola doğru yöneldim. Senelerdir arabaları park ettiğimiz orman içersindeki düzlüğe vardığımızda çamurdan bir tek sileceklerin çalıştığı alan dolaylı olarak kurtulmuştu.

Metin'in romörkün kapısını açmasıyla dışarıya fırlayan köpeklerden sabahın serinliği dolayısı ile ince bir duman tabakası yayılıyordu. Köpekler sabırsızca burunları yerde etrafımızda zig-zag lar çizerken, içimde sanki ilk defa ava çıkıyormuşçasına gittikçe yükselen duyguların uçuştuğunu hissediyordum.

Acele ile fişekliği kuşanıp tüfek elde orman içine daldığımızda sürekli kokuya giren köpeklerden avın bereketli geçeceğini anlamıştım. Aradan uzun zaman geçmeden sağ üst yanımdan Metin'in Browning'inin gürlediğini duydum ve arkasından hislerimi desteklercesine Metin'in köpeği Floş'a "getir,getir" diye seslenmesi günün ilk Çulluğunun vurulduğunu müjdeliyordu.

Ormanın içlerine doğru ilerledikçe birbirimizden açılıyor ve sanki orman ile bütünleşiyorduk. Aklımdan geçen sene yine Çulluk avında çok güzel bir örümcek ağını bozmamak için etrafından dolaşırken içine gömüldüğüm yabani gül çalısı geçti. Üç kişi beni ancak 10-15 dakikalık bir çaba sonucu, sanki onlarca kızgın kedi ile çuvala girmiş şekilde, sayisini hatirlayamadigim kadar çok çizik ile, ancak çıkartabilmişti.

O anda köpeğim Kırpık'ın sağlam bir izde ilerlediğini farkettim. Kırpık sağlam izi bulmuş burnunu yere bastırırcasına, heyecanla, kuyruğu ile birlikte tüm vücudunu sallayarak ilerliyordu. Bu ilerleme yazının başında belirttiğim gibi Selahi ağabeyin kıtkasında sallanan oldukça iri bir Çullukla sonuçlandı.

Yaklaşik yarim saat sonra "cennet" dedigimiz, parça parça su birikintilerinin olduğu yöreye geldigimizde herbirimizin yanında birer ikişer Çulluk sallanıyordu. Hele benim Metin'in arkasından tüfek atarak korkutup uçmasını öğrettiği (!) epey iri bir Çulluğu 40-45m mesafeden devirmem gizli gizli göğsümüm kabarmasına neden olmuştu. Aynı zamanda yaklaşık bir senedir süren "dispersan fişeklerin uzak mesafedeki etkileri" tartışması bu atışla kanımca son bulmuştu.

Su kenarında yerlerin ıslak olmasından dolayı ayakta yenen kısa bir yemekten sonra çanta ve ceplerimiz hafiflemiş, buna karşin ayaklarimiz doygunluğun etkisi ile ağırlaşmış olarak dönüş yoluna koyulduk.

Arabaya yaklaştığımızda yorgunluğun etkisi ile iyice yanıma yaklaşmış Kırpık ani bir hareket ile öne geçerek, deli gibi, aldığı kokunun peşinden gitmeye başladı. Ben daha "sağlam bir koku" diye düşünmeye fırsat bulamadan, hemen yanıbaşımdan o tanıdık, insanın sinirlerini bir gitar teli gibi geren kanat sesi geldi. 62 namlu, kaval ve İngiliz kundak 20 numara çiftem sanki bu güne kadar vurmuş olduğu Çulluklardan edindiği tecrübeyi gösterircesine yolu kendi kendine bulmuş ve ben tetiğe basmadan kendi kararı ile ateşlenmişti.

Orman eski sessizliğine kavuşana kadar geçen zamanda Kırpık düşen kuşu ayaklarımın yanına bırakmıştı bile....

Artık ne artan yağmur, ne eğrelti otlarından pantolonuma sürünüp beni alttan ıslatan su damlaları neşemi bozabilirdi. Kısa da olsa dolu dolu bir av yapmıştık. Hatta yalnız av yapmakla kalmamış gelecek hafta Istrancalara domuz ve çulluk için de program yapmıştık.

Istrancalarda "vize"yi soracak olursanız RASTGELE!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://download.forumcanada.org
 
ÇULLUK AVI
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DOWNLOAD YETKİN FORUM  :: HOBİLERİNİZ - MERAKLARINIZ :: Av, Avcılık ve Doğa Sporları-
Buraya geçin: